Friday, July 27, 2007

Turist damarlarımız kabardı ya bir kere İstanbul'da turistlik yapmaya devam ediyoruz. Geçen haftaki Eminönü-Sultanahmet-Beyazıt turundan sonra bugün de Tophane civarlarındaydık.
Zaman zaman gidip gezmekten keyif aldığım bir yere gittim bugün.


Gönül isterdi ki oraya gittiğimizde yurtdışındaki müzelerin önünde gördüğümüz manzaraları görebilelim.Ama maalesef müzeyi gezmeye gelmiş sadece bir avuç turist vardı. Üstelik giriş ücreti oldukça uygun (7 ytl) ve ulaşımı da çok rahat bir mekan (tramvay tam önünden geçiyor). Neyse belki daha yoğun olduğu günler vardır(umarım).

Bahçesinden içeri girergirmez bizi karşılayan "kırmızı gölge" ve "tavukbayanlar"ı selamladıktan sonra içeri giriyoruz ama tabii ki içerde resim çekmek yasak olduğu için size içeriden görüntüler sunamıyorum...gölge ve tavukalarla yetineceksiniz!!


Bunların dışında başka birşey daha vardı bizleri selamlayan. O da eski antreponun içinde kaderine terkedilmiş tarihi saat kulesi. Eski, bakımsız ve hüzünlü bir şekilde selamlıyor bizleri...

İçeriyi birkaç saat içinde gezdikten sonra hafif hafif acıkıyoruz.İstanbul Modern'in muhteşem İstanbul manzaralı kafesine oturup birşeyler atıştırmaya karar veriyoruz. E tabii yine bu arada birkaç foto alıyoruz :)

Ooohh!! Karnımızı ve gözümüzü doyurduktan sonra başlıyoruz düşünmeye.."şimdi naapsak?nereye gitsek acaba?"diye vee Pier Loti'ye çay içmeye gitmeye karar veriyoruz.

Pierre Loti İstanbul'a aşık Fransız bir denizci ve yazar. Ama tek aşkı İstanbul değil. Bir de "Aziyade" var!!!Karnımız tok olduğu için Pier Loti'de simit yiyemiyoruz sadece çay içiyoruz.Ama kahvehanenin içinden geçerken gördüğümüz "simitçi" tablosu çok hoşumuza gidiyor ve hemen resmini çekiyoruz :)

Son olarak tepeden aldığımız bir resimle İstanbul'a (Haliç'e) el sallayıp evimizin yolunu tutuyoruuz...





Thursday, July 26, 2007

Wednesday, July 25, 2007

22 Temmuzu acısı ve tatlısıyla geride bıraktık..Ben o gün sandık başında görevli olduğumdan ve boyle bir gorevi ilk defa yaptığımdan benim için daha enteresan bir deneyim oldu..
Sabahın 7 sinde gorevli oldugum sandığın başında görevime başladım.Once zarflar ve pusulalar mühürlendi daha sonra görev dağılımı yapıldı(ve ben liste ve kimlik kontrlunden sorumlu oldum). Bu arada bir kalabalık bir kalabalık...sıcaga kalmamak ya da sırada cok beklememek tealşıyla daha oy verme işlemi başlamadan sandıkların önünde uzuuun kuyruklar oluşmuştu bile. Neyse saat 8 itibariyle oy verme işlemi başladı.
Bizim insanımız pek bir alem. Oy verme işi gizlilik esasına dayanan bir olaydır,öyle değil mi? Ya da biz öyle biliriz. Gerçekten çok komik ve bir o kadar da tuhaf manzaralara şahit oldum.
Oyunu kullanmak için paravanın arkasına geçmiş olan bir bayan eşine sesleniyor(seslenmekten ziyede avazı çıktığı kadar bağrıyor:)):
"Hasaaan!! Gel gel sen de gel!"
Tabii sandık başkanı olaya hemen el koyuyor:
"Olur mu hanımefendi. Siz kendiniz kullanacaksınız" tarzında bişeyler diyor ama nafile...teyze ısrarlı;
"Amaaan nolacak ki?? Kocam değil mi nasıl olsa, ayrımız gayrımız mı var???"
Güler misin, ağlar mısın? Hani eskiden "Olacak O Kadar" vardı ya; işte tam oradaki karikatürize edilmiş karakterler gibi bir tip..ve bundan başka daha bir sürü tipler geldi geçti sandıktan o gün.
Neyse işte öyle böyle derken atlattık seçimleri, asıl önemli olan bundan sonra bizi nelerin beklediği...inşallah herşey iyi olur!!!

Thursday, July 19, 2007

Gecen gun bozulan antika fotograf makinamı servise goturmek uzere Sirkeci'ye gittim arkadaşım S ile beraber. Hazır oralara kadar gitmişken biraz da kendi ulkemizde turistlik yapalim dedik ve sıcak mıcak demeden yürüye yürüye Sultanahmet'e kadar çıktık. Paris'teki kuyruklar kadar olmasa da bizim Ayasofya'nın girişinde de yatsınamayacak bir kuyruk vardı ki bu da bizi oldukça memnun etti :) Civarda biraz gezindikten sonra ver elini Beyazıt!



Beyazıt'ta ne var demeyin sakın...Tabii ki bizim universite var!!! Benim kuzi Mirna felsefe bölümünde arastirma gorevlisi..E bizim S de okulu merak ediyor..e ben de mezun oldum olalı önünden bile geçmemişim...fırsat bu fırsat hem Mirnayı ziyaret etmis olduk hem de anılarımızı tazelemiş olduk :) Fakültenin merdivenlerinden çıkarken önce binayı ilk götdüğümde yaşadığım hayalkırıklığı geldi aklıma sonra orada sevgili arkadaşlarımla geçirdiğim 4 güzel sene...hey gidi günler heeeyyyyyyyyy!!!!!!

Candan,İbeko,Raşo,Tuğçe bakın bakalim bunlar size neler hatırlatıyor???



Sevgili anfimiz ve canim koridorumuz...:)duvardaki resimler aynen duruyor.Edgar abim hala hüzünlü hüzünlü bakıyor gelen geçene, ama Carpe Diem yok panolar yenilenmiş, sınıflar da yenilenmiş. Hani bizim tiyatro derslerini falan yaptiğimiz kütüphane vardı ya işte orayı anfimsi bir sınıfa çevirmişler..yani güzel olmuş ama bizim de sınıfımız yok olmuş..
Yaaa işte boyle bir nostaljik gezi yaptık geldik...haydi kalın sağlıcakla!!

Tuesday, July 10, 2007

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba!! Gorusemedigimiz bu arada kucuk bir tatil kacamagi yaptim. Birkac ay once size ballandira ballandira anlattigim bir film vardi. Iste ben de 4 gunluk bu tatilimi o filmin basrolunde olan yerde gecirdim. Yani Paris'te!!

Gercekten cok guzel bir kent Paris. Tabii ki 4 gun asla yeterli degil. Tadi damaginizda kaliyor. Bazi yerler vardir 1 kere gormeniz yeter de artar bile; bazi yerler vardir 1 kez gormek asla yetmez. Iste Paris de cok kereler gidilmeyi hakeden bir yer bana sorarsaniz.

Gorulmesi gerekn belli basli yerler malum, biz de elimizden geldigince her yeri gormeye calistik vebu konuda oldukca da basarili olduk sanirim. Ancak metroda yolumuzu bulmak konusunda bayagı bir zorlandigimizi soylemek zorundayim. Inanilmaz genis ve karmasik bir metrosu var, gercekten de dedikleri gibi Paris'i ters cevirseniz altinda bir şehir daha var. Yalniz dikkatimi ceken birsey boyle bir metro agina sahip olmasina ragmen halen trafik probleminin olmasi.Metroya ragmen herkes heryere arabasiyla gitmeye calisiyor, bu da Istanbul trafigini aratmayan bir trafik yaratiyor.
Neyse metro olayini fazla uzatmayayim.Yolumuzu nasıl bualacagimizi az cok cozdukten sonra once Seine nehrinde kisa bir gezi sonra ver elini Louvre,Versailles,Eiffel,Champ Elysees,Notre Dame...Iste size kisa ama yogun gezimizden birkac kare..


Haydi gorusuruz!!!

Wednesday, June 20, 2007



Bugün tuhaf bir film izledim;
Fur:An Imaginary Portrait of Diane Arbus.
Adından da anlaşıldığı üzere bir Diane Arbus'un hayatından esinlenilerek çekilmiş bir film. Ancak izlerken inasanı biraz rahatsız eden ve yoran bir film.
Diane Arbus dünyaca ünlü bir fotoğraf sanatçısı. Başarısını çoğunlukla çektiği absürd resimlere borçluymuş.



Diane evlidir ve iki çocuğu vardır. Kocası Allan moda fotoğrafçısıdır.Diane de onun asistanlğını yapmaktadır.Diane bir gün, bir vesileyle üst komşusuyla tanışır ve bununla birlikte hayatının akışı da değişir.Bu arkadaşlık sayesinde birçok değişik insan tipiyle tanışan Diane bunları fotograflamaya ve kendi kariyerini oluşturmaya başlar. İşte size Diane Arbus'un "freak"lerinden birkaç kare...


Sunday, June 17, 2007

Bugün Babalar Günü...Biz de yine güzel bir kahvaltıyla klasik kutlamamızı yaptık!! Aslında kutlamalara dün akşamdan basladık..Bizim kuzinin dogumgunuydu, kutlamalar geceyarısını gecince babalar guununu de daha ilk saatlerinde kutlama şansımız oldu. Teyzem(yine üşenmemiş bir orjinallik dusunmus) masadaki tüm babalara birer diplama hediye etti...hepsi çocuklar gibi şendi :) Sonra küçük bir araştırma yaptım nereden ne zaman cıkmıs babalar gunu diye ve bunu buldum!





Aslında size bir de Kahve Dünyasında yediğim çikolata fondüyü resimleyip gostermek isterdim ama masaya geldiği anda gözüm baska birşey görmediği ve biran once yemekten baska bısey dusunemedıpım ıcın fotograf cekmeyı unuttum...aklıma geldiğinde çok gecti :)) neyse artık bır daha ki sefere!!

Friday, June 15, 2007

KEŞANLI ALİ DESTANI

Harbiye Açıkhava etkinlikleri başladı. Yazın İstanbul'da en sevdiğim etkinliklerden biri...Hiç unutmam (daha küçükken gittiklerimi saymazsak) ilk açıkhava konserim bizim üniversitedeki kızlarla gittiğimiz Candan Erçetin konseriydi.İbekocugum organize etmişti saolsun.Harikaydı hatta o kadar guzeldi ki ondan beridir her yıl Candan Erçetin konserlerini kaçırmadan takip eder hale geldik :)

Dün akşam da yılın ilk Açıkhava etkinliklerinden birini gerçekleştirmek üzere Harbiye'ye doğru yola koyulduk.Ama bu sefer C.E dinlemek için değil Keşanlı Ali Destanı'nı izlemek için...

Hep kapalı tiyatro salonlarına alişmişiz tabii ama açık havada püfür püfür rüzgar,gökte yıldızlar ve (varsa) mehtap eşliğinde oturup oyun izlemek de ayrı bir keyif..Hele hele sigara içenlerin keyfine hiç diyecek yok, normalde 2 saat beklemeleri gerekirken 1 sigara içebilmek için açıkhavada birini yakıp birini sonduruyolar(bu benim gibi sigara içmeyenler için ne kadar nahoş bir durum olsa da!!)



Tabii eskisinden tamamen farklı bir kadro vardı sahnede...Ama yine de çok hoş, çok keyifliydi...

Sabırsızlıkla diğer aktiviteleri bekliyorum...

Wednesday, June 13, 2007

Uzun zamandır yazamıyordum...en son yazımdan sebebini tahmin etmek cok da zor degil heralde, malum sene sonu sınavları oku, odevlerı oku, sozlu notlarını ver, ortalamaları al, kimi gecirsem, kimi vıraksam dusun tasin vicdan muhasebesi yap vs.. neyse bitti...ohhh yasasın tatil!!

Herseyi hallettik biz de kutlama yapmak ıcın dun Büyükada'ya gittik. Hafta içi olmasına ragmen oldukca hareketliydi..Şansa bindiğimiz vapur butun adalara ugradı..Kınalı'da ki plaj daha sabahın erken saatleri olmasına ragmen doluydu, hele donuste anababa gunu gibiydi...




Kınalıada,Burgaz,Heybeli derken geldik Büyükada'ya...Yolda martılar eşlik etti bize






Büyükada'da hemen faytonlara kostuk, dogru tepeye dogru bır fayton gezisi...



Tepede muhtesem manzara eşliğinde guzel bir ziyafetten sonra yuruye yuruye adadaki şahane evlerin resimlerini çeke çeke sahile dogru bir yuruyus yaptık..Tabii bu yürüyüş sırasında Hatırla Sevgili'nin çekildiği evleri de keşfetmiş olduk :)


>
Özetle herşey çok güzeldi...tek problem havanın cok sıcak olmasıydı...donuste püfür püfür rüzgardan faydalanmak için vapurun yan tarafında oturduk..gercekten cok keyifliydi..farkında olmadan ruzgarın da etkisiyle yandığımı ve ayaklarımda ayakkabılarımın izinin aynen çıktığını saymassak :))

Thursday, May 31, 2007

Offf cok yorgunum arkadaslar yaa...kosusturmaktan bende derman kalmadı..okuldan derse dersten eve, evde beni bekleyen tonla sınav kagıdı,proje ödevi,performans ödevi! Kendime zaman ayıramamaktan cok şikayetçiyim bu ara..Aylardır sinemaya gidemiyorum.Karayip Korsanlarını mesela o kadar gormek istememe rağmen bir fırsatını bulup gidemedim.Tamam belki vizyona gireli daha sadece bir hafta oldu ama olsun,baska zaman olsa şimdiye kadar çoktan gormus olurdum..işte bu yüzden su sene sonlarını hiç sevmiyorum herşey ustuste geliyor,bir koşturmaca bir hengame...ama neyseki az kaldı, bu haftayı da atlattımmı gerisi kolay...Bizim çocukları da aldı tabii bu arada bir telaş,sürekli yanima gelip geçip geçmediklerini soruyolar yada işte klasiktir ya "hocam sizde geçirirseniz kesin teşekkür alıyorum" tarzı cümleler kuruyolar :) güleyim mi kızayım mı bilemiyorum bazen...diyorum içimden "be yavrucum bütün sene yattın, ne derse katıldın ne defter tuttun vs. şimdi nasıl oluyor da teşekkür hesapları yapabiliyosun?" ama oluyor işte!!
İşte bu durumdan mütevellit enterasan şeylerden yaptığım aktivitelerden falan bahsedemiyorum bu ara,lakin tek aktivetem sınav kağıdı hazırlayıp okumak..Neyse hadi kalın sağlıcakla :)

Monday, May 28, 2007

Princess Rajah

Bu kadını tanıyan var mı arkadaslar?? Dehset bişey,bir de altta muzik olsaydı daha super olacaktı ama muziği duymadan danseden birini seyretmekte ayrı bir olay yaww:))

Friday, May 18, 2007

Bugün yıllar sonra yine öğrenci gibi hissettim kendimi. Bir haftadır okulda "Akıllı Tahta" kursu alıyoruz. Şimdi nedir bu akıllı tahta? Adamlar yeni bir tahta geliştirmişler. Bildiğiniz beyaz tahta görünümünde ancak farklı tarafı bilgisayarınıza bağlanabiliyor olması. Böylece bilgisayarınızdaki bilgileri tahtada gösterebilirken, tahtaya yazdığınız şeyleri de direk bilgisayarınıza atabiliyosunuz. Aslına bakarsanız oldukça kullanışlı bişey, böylece her sınıfta aynı örnekleri tekrar tekrar yazmak yerine tek bir tuşla hepsini tahtaya aktarabiliyosunuz, hatta öğrencilerin defter tutmasına bile gerek yok çünkü tahtada yaptığınız herşeyi öğrencilerinize mail olarak atabiliyosunuz!! Hey gidi hey..nerdeeen nereye!!Bu gidişle kara tahta yakın bir gelecekte tarihin tozlu sayfalarına karışır gibi görünüyor (gerçi tahtanın maaliyeti biraz fazla ama..).
Neyse işte bizde 1 haftadır bu tahtayı nasıl kullanacağımızla ilgili bir kurs görüyorduk..Bugün de kursun bitiminde "bakalım neler öğrenmişiz"i anlamak üzere sınav olduk..Şu sınav ve öğrencilik psikolojisi ne acayip bişey, görseniz koca koca insanlar(öğretmenler) önce bir kuşun kalem arama telaşına düştük, sonra da nasıl kopya çekerizin yollarını konuştuk :) gerçekten görülmeye değer çok komik bir tabloydu. Keşke foğraf makinam yanımda olsaydı da o manzarayı sizinle de paylaşabilseydim.
Neyse ki üstün bilgi paylaşımı yeteneğimizle hepimiz çok iyi notlar aldık sınavdan...kısa bir süreliğine olsada yeniden öğrenci gibi hissetmek çok güzeldi :))

Sunday, May 13, 2007


Bugün Anneler Günüydü...Biz de anneler gününü bahçemizde yaptığımız güzel bir kahvaltıyla kutladık.Annem,anneannem,teyzelerim hepimiz birlikteydik. Hava da çok güzeldi...Böylece geleneksel pazar bahçe kahvaltılarının da resmi açılışını yapmış olduk...Pek güzeldi kahvaltımız..yiyebildiğim kadar yedim,hatta bir ara patlama kıvamına geldim...Açık havada yemek yemenin böyle bir dezavantajı var işte, ağaçların altında mis gibi akasya kokuları içinde insanın iştahı açılıyor da açılıyor...ye yiyebildiğin kadar...pehhhhh kim tutar beni bee!!!

Bir kez daha annemin ve tüm annelerin "Anneler Gününü" kutluyorum!

ps: bundan sonra bahçemizde gerçekleştireceğimiz kahvaltılara ve 5 çaylarına tüm halkımız davetlidir :))

Wednesday, May 09, 2007


Uzun zamandır yazmaya fırsat bulamıyorum..Çok yoğun geçen günlerden sonra nihayet biraz rahatladım.Bu yoğunluğun sebebi neydi diye sorarsanız...kuzenimin düğünü!!
Evet sevgili kuziyi evlendirdik.Kınasıydı,nikah hazırlıklarıydı,nikah şekerleriydi,düğünüydü falanıydı filanıydı derken epey bir yorulduk.Yorulduk çünkü o şekerleri kendi ellerimizle hazırladık(şeker diil aslında reçel)!! Neyseki herşey cok güzel oldu:) Sevgili M&T umarım hep cok mutlu olursunuz!! :)

Eh artık darısı başıma diyeyim, dimi ama?!!! :)))

Wednesday, May 02, 2007

Çok bedbahtım çook..arabam bozuldu yayan kaldım..zaten bir kaç zamandir kendisinden tuhaf sesler geldiğini hissediyordum ama servise götürecek vaktim olmadiği icin amaan bosver bişey olmaz, bir ara götürüp baktırırım deyip duruyordum..sonunda olan oldu...arabam yolun ortasında su kaynatmak suretiyle beni yolda bıraktı..naapsam ne etsem, bir eve varsam baska bişey istemem!!üstelik yanımda telaşe kraliçeleri annem ve teyzem var...Allahtan arabanın arkasında noolur noolmaz dıye tasıdıgım 1 şişe su var...hemen actım kaputu, cok anlarmısım gibi baktım ettim falan ama anladım su deposunda su sıfıra inmiş hemen şeşedeki suyu boşalttım içine...amanın o da ne az kalsın yanıyodum buhardan..cosur cosur buharlastı gitti boşalttığım su...2,5 litre su buhar oldu gitti...şimdi napıcam nerden su bulucam derken bir de baktım 50 metre ilerde bi çeşme,koştum doldurdum şişeyi boşalttım tekrar su deposuna..neyse ki be sefer buharlaşma azalmıştı suyu olması gerekn seviyeye kadr doldurduktan sonra yavaş yavaş yoala koyuldum tekrar ve eve kadar gelmeyi başardım nihayet!
Ne kadar alışmışım arabaya meğer...Öyle zor geldi ki arabasızlık..tam da bozulacak zamanı buldu o kadar lazımdı ki su ara!! İnşallah önemli birşey değildir de bir an önce hallolur bende kavuşurum arabama..

Saturday, April 28, 2007



Dün yine çevrecilik faaliyetleriyle meşguldüm. Öğrencilerimizi TEMA vakfının Hadımköy'deki ağaç dikim törenine götürdük.Askeriyeyle ortak gerçekleştirilen bu günde bizim çocuklar önce asker abilerinden bir ağacın nasıl dikilmesi gerektiğini öğrendiler sonra da bol bol ağaç diktiler. Uzun zamandır geçirdikleri en güzel günlerden biriydi.Gönüllerince çimlerde oturdular,oyunlar oynadılar,ağaç diktiler,diktikleri ağaçlara kendi isimlerini verdiler..

Tabii ben de bu arada çimlere yayılıp bol bol fatograf cekme imkanı buldum:)Çiçekler böcekler çimenler ve çocukalar...

Bu arada güzel bir gelişme daha oldu...sevgili engimin bir kızı oldu,adı Seyda Duru..cok güzel,cok şirin,miniminnacık :)Duru'ya ailesiyle birlikte sağlıklı uzun bir ömür diliyorum!!

Monday, April 23, 2007


Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı...Hepinizin bayramını kutluyorum!!


Her zamanki gibi ben yine bu sabah bayram kutlamaları için okula gittim; çocukların uzun zamandır hazırlandıkları gösterileri izlemek için...Hepsi bıcır bıcır rengarenkti; keyifle,heyecanla hazırladıkları gösterileri sunmaya başladılar...Tabii en az onlar kadar heyecanlı ve sabırsız bir grup daha vardı...veliler!! Çocuklarını izleyebilmek, fotograflarını çekip kameraya alabilmek için önlerinde herşeyi ezip geçebilecek vaziyetteydiler. Hatta bir ara bir öğrenciyle bir veli arasında şöyle bir konuşma geçtiğini duydum..güler misin ağlar mısın??


Öğrencinin isyanı: Ya bu bayram çocuk bayramı değil mi?? Biz hiçbişey göremiyoruz!!!

Kızgın Velinin küçücük çocuğa cevabı: Allah Allah!! Napalım...Ben de burda çocuğumun resmini çekmek zorundayım!!!!






Tuesday, April 17, 2007


Bugün eski bir dostla yeniden buluşmanın sevincini yaşıyorum :)) Adı Jif!! Tanışıklığımız 2000 senesine dayanıyor. Gençler arası değişim programıyla gittiğim Amerika'nın Indiana eyaletinin Fortwayne kasabasında mısır tarlaları arasında yapacak daha iyi bir şey olmadığından kendisinin müptelası olmuştum...Hele sabah kahvaltılarında sıcacık pancakeler üzerine sürülen şahane Jif ve üzerine dökülen syrup gibisi yoktu...
Gecenlerde Amerika'ya giden bir arkadaşım oradan bir şey isteyip istemediğimi sordu, ben de aman yok canım ne isteyeceğim her şey var burda dedim...dememle beraber beynimde şimşekler çaktı...Hayır dur!! Evet istediğim birşey var içinde fıstık taneleri olan Jif fıstık ezmesi!!!!!

Hımmmm!!Tanrım bu nasıl güzel bir tattır ve biz neden bu şahane tattan yoksun olmak zorundayız...yok mudur şu Jif'i buraya getirmeyi düşünen bir girişimci ruh?? Yoksa bir yerlerde satılıyor da benim mi haberim yok?? Neyse en azından şimdilik (kısa) bir süreliğne de olsa bu eski dostla hasret giderebilicem :)) I LOVE YOU JIF!!!

Thursday, April 12, 2007

muffin tree

Muffin tarifi ararken bu muffin filmlerini buldum. Çok hoşuma gitti, çok komik:)Neyse gideyim de yapamazsın diyenlere inat şöyle güzel muffinler yapayım!!

Sunday, April 08, 2007



Bir arkadaşım bu resmi forwardlamış. Konuya da "gelecekteki biz" yazmış...Çok hoşuma gitti!! Gerçekten ne kadar teknolojiyle iç içe yaşadığımızı düşündüm. Neredeyse gittiğimiz her yere taşıyoruz bilgisatarlarımızı...Girdiğim her kafede önünde notebookunu açmış çalışan yada işte öylesine nette vakit geçiren birilerini mutlaka görüyorum. Zaten cep telefonlarımızı hiç düşürmüyoruz elimizden, resmen bağımlı haldeyiz. Bazen evde unutuyorum telefonumu, sonra bütün gün bir tuhaf hissediyorum kendimi, sanki bir parçam eksikmiş gibi.. ha öyle çok arandığımdan yada sürekli birilerini aradığımdan değil.. hatta tam tersi.. çok da bayıldığım söylenemez telefonda(özellikle cep telefonunda) konuşmaya ama yinede telefonum çantamda durduğunu bilmek rahatlatıyor nedense..Neyse bundan 50 yıl sonra bizde bu yaşlara geldiğimizde manzara buna benzer bişey olur heralde gerçekten de..ne dersiniz??