Monday, March 30, 2009

secimmmmm

gunun, haftanın, ayın ve hatta ayların olayıydı seçimler..mitingler, afişler, bayraklar vs..
hepsi bitti nihayet..gecti gitti..
yalnız benim uzerimden silindir gibi gecti..
sandık basında gorevliydim cunku..tam bir kabustu..
sabah saat 6:30 da baslayıp gece yarısına dek suren bir kabus..
sandık baskanını dusunmek bile istemiyorum..
adamcagız heralde sabaha karsı anca gidebilmiştir evine..
yani nerdeyse 24 saat calısmıs oluyor bu durumda..olamaz boyle bisey..
olmamalı en azından..

Wednesday, March 11, 2009

bahar

Bahar geldi..hosgeldi!
Butun agaclar bembeyaz..pıtrak gibi çiçek açmış..
Yerler bembeyaz papatyalardan..

Ama hava hala soguk..hala yagmurlu..hala ısıryor..

Bu yüzden bos hala masalar sandalyeler..

Bu yüzden hala tütmekte evlerin bacaları..

Ama az kaldı...




Friday, March 06, 2009

elimdeki kitapların çoğunu bitirdiğimden..okumadığım birkaç taneyi de şu anda okuyacak modda olmadığımdan doğrudan kitapçıda aldım soluğu..

yeni çıkanlar..çok satanlar..neymiş ne diilmiş bir bakiim diye..daha içeri girer girmez hemen ilgimi çekti bu kitap..adı yeter.."yolda"..sonra kapak resmi super..al beni diye bağırıyor resmen...hemen elime alıp sayfalarını karıştırmaya başladım..içinde yemek tariflerini falan da gorunce tamam dedim!! işte budur!! hiç düşünme...hemen al!!


seyahat etmek..gittiğiniz her yerde değişik insanlar tanımak..değişik kültürler görmek..ve tabii değişik yemekler tatmak..bundan iyisi şamda kayısı..(bakın kullanılan deyim bile konuyla ne kadar bağlantılı :))




özetle B U'in gezi anılarından oluşuyor kitap..kurmaca değil yani..hepsi gerçek, yaşanmış..ucakta, trende, otobuste geciyor..bu araclarda tanıştığı insanlardan ve onların enteresan hikayelerinden bahsediyor...ben de keyifle okuyorum :))




hazır gezme ve yeme konusundan bahsetmişken şu sıralar tv'deki en favori programımdan da bahsedeyim bari..
Spain On the Road Again..ispanyada çıkılan muhtesem lezzet seyahati..manzaralar ve yemekler o kadar harika ki..her programda ağzımın suları akıyor resmen :)) her cuma foxlife'ta..siz de izleyin!!

Sunday, March 01, 2009



çok soğuk gecen bir haftanın ardından yuzunu azıcık da olsa gosterdi gunes..
hemen bogaz da aldık solugu..
hasret kalmısız denize, boğaza, temiz havaya..
goksudan basladık..hisarın etrafında biraz dolandık..beykozda martıları selamaldık..
biraz ısırdı hava ama olsun..akşam mışıl mışıl bir uyku bekliyo bizi :))


Thursday, February 26, 2009

Prince Charming

30 yaş krizini tam atlatmıştım kiii bugun olan birşey durumu depreştirdi :)) (gülüyorum artık napiim :))
ben alışığım çalıştığım okullarda hep en küçük olmaya...bugune kadar bu hep boyleydi..tamam hala en küçüklerden (gençlerden mi demeli acaba) biriyim ama "not the youngest" anymore!!
bu donemin basinda yeni bir arkadas geldi zümremize..boylece 9 kişilik zumremiz 8 çiçek bir böcek şeklinde tamamlanmıs oldu..bugun yeni arkadasımızla muhabbet ederken nedense ona kaç mezunu oldugunu sordum...hayır bana neyse...maksat muhabbet olsun dedik işte..ne dese begenirsiniz..2004..yani bu durumda 2000 girişli oluyor...peki bu durumda ben nooluyorum..beynimden vurulmus gibi oluyorum ve "nassı yanii" derken buluyorum kendimi :))
yaaaa işte boyle...the crises goes on..


bir de bu arkadas var...my Prince Charming...adı "Tom"..hediye eden arkadasım bu ismi vermiş kendisine..çok yakışıklı bir prens kendisi :) şimdilik Tom'la idare ediyoruz bakalım..hadi hayırlısı :)))

Wednesday, February 18, 2009

I'm 30!!!

2 gun once 30 yasima bastim...
tam 30!!!
karmasik duygular icersindeyim..
20'li genclik yaslarımız bitti..guzel gecti 20'li yaşlar..herseyi yaptım; yedim, içtim, gezdim, tozdum, hayatı dünyayı kesfettim, calısma hayatına atıldım,vs vs...şimdi 30'lu yaşlar basladı..30'larındakiler en guzel yaslar bu yaslar diyolar..bakalım gorucez..hala alısamadım ama..guya 6 aydır kendimi hazırlıyorum ama kulagıma hala tuhaf geliyor 30 yasındayım demek..
yaa işte boyle..
bir de bir arkadasımın hediyesi var...ondan da daha sonra bahsedicem..:))

Sunday, February 08, 2009

Thursday, January 29, 2009

Tatilde internette buldugum sacmasalak oyunlara sarmış vaziyetteyim..ıyyyy dediginizi duyar gibiyim..ben de kendime surekli aynı tepkiyi veriyorum ama naapiim..
bir oyuna takıldım..15. adımında kaldım ilerleyemiorum..cok fena sinirlerim bozuluyo..nasıl olur da olmaz yaa valla kafayı yicem..
bakın arkadaslar oyunun linkini veriyorum..oyunda yapmanız gereken sey cok basit...kemiği kopeciğin ağızından alıp mutfaga goturuyosunuz..sonra kopeciğin de mutfağa ulaşmasını sağlıyosunuz..hadi bakalım..ben burda "imdaaaaatt" diye bağırmaya başlamadan bir yardımcı olun bana..oyunumuz IN THE DOG HOUSE
hadi bakalım..şimdiden kolay gelsin :))

Friday, January 23, 2009

tatil ve profiterol

Yeni yıl geldi gecti..hatta 1. ay bitmek uzere..zaman inanılmaz hızlı akıyor..hızına yetismekte zorluk cekiyorum..hep bişeyler eksik kalıyor..yapmak istedigim hicbirseyi tam olarak yapamıyorum...
gectigimiz haftayı çook yorgun ve gergin gecirdim..
kova burcuyum ben...ozelliklerinden biri her işi son dakikaya bırakmak..ki bende cok bariz şekilde gorulen ozelliklerinden biri..en sevmedigim huylarımdan biri..ama naapsam onune gecemiyorum..naapsam,ne kadar organize olmaya calışsam da bişeyler hep son dakikaya kalıyor
malum bugun karneleri verdik..benim -yorgunluk ve gerginiligimin sebebi de karne olayıydı zaten..eh tabii sen yaparsan yazılıları son dakka...okumazsan odevleri son ana kadar olacagi bu..hepsini iki gun icinde yetiştirmeye calısırsın işte...
neyse kazasız belasız atlattık karne olayını..butun notları yetistirdik..sahiplerine teslim attik..bazıları cok sevindi bazıları pek uzuldu karnelerine..olsun bakalım daha ikinci donemi var bu işin..şimdi 15 gunluk tatil bizi bekler :))
tatilin ilk aktivasyonu olarak dun aksam gizmoyla beraber profiterol yaptık..:) enteresan bir aktivite oldugunun farkındayım..
oyle sakin sakin oturuken bir anda kendimizi profiterol yaparken buluverdik...ustelik herseyini de kendimiz yaptık...once toplar hazırlandı fırında pişirildi..onlar fırında beklerken içinin kreması hazırlandı...şırıngayla topların içi dolduruldu ( acayip el olayacı bişey..şırınganın içindeki krema zort diye bitiyor..hadi bidaha doldur..o şırıngayı aç kapa..açama kapayama..ellerin vıcık cıvık olsun vs..) sonra da uzerinin sosu yapıldı..

sonuç???






hiç fena degil...

maalesef bitmiş haline ait daha iyi bir fotografımız yok...yemeye dalıp çekmeyi unutmuşuz.......

tatil boyunca mutfak etkinliklerimiz devam edecektir efenim :))

Sunday, December 28, 2008




EFENDİM HERKESİN YENİ YILINI KUTLUYORUM

2009'U SAĞLIKLI MUTLU VE KRİZSİZ GEÇİRMENİZİ DİLİYORUM





(RAHSANCIM SENDEN OZENDIM VALLA

SEN ELF OLMUSSUN BEN DE SANTA OLUVEREYIM DEDIM :)))

Sunday, December 07, 2008

Olayımız yemek içmek..yiyip içmediğimiz zamanlarda da yemek içmekle ilgili başka faaliyetlerde bulunmak..nedir onlar?
- evdeysek ve o sırada birşey yemiyorsak home tv seyredip iştahımızı kabartmak
- yapılabilecek kolay tarifleri uygulamak
- istanbul life alıp nerede ne yiyebiliriz diye aranıp taranmak
- internette yemek bloglarını gezip durmak vs..vs...
Gecen hafta ben okuldayken Gizmo aradı..."Çikolata kursu buldum..gidelim mi???" dedi..ne gereksiz bir soru..cevabı belli "TABİİ Kİ GİDELİM..SUPPERRRR!!" bundan iyisi şamda kayısı :)
Atladık gittik Taksime..yaklaşık 13-14 kişilik bir grupla başladık çikolata yapımına..tabii ki super bişey çikolatayla oynamak..oldukça da kolay gibi..en azından orda oyleydi..bayram sonrası evde seri uretime gecmeyi planlıyorum..kolay mı zor mu oldugunu evdeki çalışmalardan sonra karar vericez bakalm..
Bunlar da benim yaptığım çikolatalar..:))

Bayramınız kutlu olsun!!

Sunday, November 23, 2008


Biliyorum fazla üst üste oldu ama napiiim boyle denk geldi...bugun de Osmanlı Cumhuriyetini izledik :))
Sizlere de izlemenizi tavsiye ederim...çok trajikomik bir film...
Osmanlı İmp. devam etseydi halimiz nice olurdu???
Gani Müjde'nin ellerine sağlık..

Hep sinema hep sinema...biraz da kitaplardan bahsedelim.
Zülfü Livaneli'nin "Son Ada"sını okuyorum şu anda...hatta bitirmek üzereyim...zaten çok uzun değil ve çok akıcı...1 yada 2 gün de rahatlıkla bitirilecek kıvamda..
tavsiye ederim...bu kitabı okuduktan sonra martılara artık farklı bakacaksınız...her martı gördüğünüzde bu kitabı hatırlayacaksınız...

Thursday, November 20, 2008

geneceterekecelele ile sinema günleri devam ediyor...
bugün de yine bir türk filmi izledim..Devrim Arabaları..

mutluyum çünkü üçtür gittiğim türk filmlerinden gittiğime pişman olmadan çıkıyorum..herkese de tavsiye ediyorum..."Türk Malı" ilk araba olan DEVRİM in hikayesi anlatılıyor filmde...Devrim'i yapabilmek için canla başla çalışan Türk mühendislerinin hikayesi..demek ki artık biz de iyi hikayeler iyi senaryolar yazıp iyi filmler yapabiliyoruz..

Friday, November 14, 2008

gittim...gordum...gerci gidiyorum dedigim gun gidemedim ama olsun..
nolacak benim bu unutkanlık halim bilemiyorum...surekli birseyleri unutuyorum...o gun arkadasım aradıgında sinemaya gitmek icin tamam dedim..evden fırladım...meger benim o aksam icin baska bir programım varmıs..sinemaya girmeden annem hatırlattı da filmin yarısında cıkmak zorunda kalmadık...vitamin eksikligimi dir, kafanın dagınıklıgı mıdır, bosvermislik midir nedir ben anlayamadım ama bir gun bu unutkanlık benim basıma bir isler acacak..dur bakalım
filme gelirsek...ben şahsen begendim..muzikler cok basarılı...aglamadım ama gozlerim doldu...bu arada fragmandaki sarkıyı kesfettim...evde arabada surekli dondur dondur aynı sarkıyı dinleyip duruyorum...hazır elim fransızca sarkılara degmisken birkac tane de charles aznavour indirdim...şahane...iyi geldi bu sarkılar bana...bıkmısım hep aynı seyleri dinleyip durmaktan...fragmandaki sarki da michel fugain'in une belle histoire'si...çok guzel bir melodi bu yaaa..duyabiliyo musunuz..su anda da çalmakta :))
fransız filmleri tadında bir turk filmiydi bence bu film...guzel yani :))

Monday, November 10, 2008

Yorgunum..uykusuzum..bu erken kalkmalara hiç alışamadım..iki senedir sabahları mışıl mışıl uyumaya alışmışım bir kere..şimdi sabah saat 7buçukta ders anlatıyo olmak şaka gibi bişey..ama olsun günün geri kalanı bana kalıyor..tabii bişeyler yapacak halim olursa..gerçi halim olsa da olmasa da hep yapacak bişeyler oluyor..şimdi de tam eve geldim bilgisayarımı açtım bloguma birşeyler karalayıvereyim derken arkadaşım aradı sinemaya gidelim mi dedi...e sinema denince akan sular duruyor tabii..tamam dedim..gidelim tabii..çok merak ediyorum çağan ırmak'ın son filmi Issız Adam'ı...bu arada filmin fragmanındaki fransızca şarkının adını bilen var mı varsa lutfen soylesin...aslında çok eski bir şarkıdır o ama fransızca olmasından mutevellit adını da soyleyenin kim oldugunu da bilmiyorum..neyse o zaman ben kaçanzi..gidip ıssız adamı seyredenzi..sonra da size anlatanzi :))

Monday, November 03, 2008

ah blogum canım blogum..nerdeydin..nerelere gittin..
çok sık yazmasamda çok buyuk eksikliğini hissettim
okuduğum arkadaşlarımdan haber alamaz oldum..meger ne alışmışız su blog olayına da haberimiz yokmuş...
gorusmeyeli neler yaptım..
çok guzel bir 29 ekim geçirdim..uzun zamandır en dolu dolu kutladığım cumhuriyet bayramıydı
sabah okuldaki torene gittim...hava da pek bir guzeldi o gün..sonra da boğazda tekne turu..ellerimizde bayraklarımız boğazı bir uçtan bir uca gezdik durduk..sahildekelirle uzaktan bayramlaştık..e hazır boğaz taraflarındayken akşamki havai fişşek gösterilerini de izleyelim dedik..gerçekten çok iyi bir gosteriydi..herşey çok güzeldi de bir tek benim makinanın şarjı yoktu...dolayısıyla elimizde kanıt niteliğinde hiçbir foto yok!!
işte boylee..
bu arada sınavlar başladı..oturup kalkıp snv yapıp snv okuyoruz..eğlence dorukta yanii!!!!

Friday, October 10, 2008

Bugün izledim bu filmi..edebiyatçı arkadaşlarımı hemen haberdar edeyim dedim :)
Amerikan edebiyatının en ünlü yazarlarından biri olan Philip Roth'un The Dying Animal adlı romanından uyarlanmış bir film Elegy(Aşkın Peşinde). Filmin girişini çok sevdim..başından sonuna keyifle izledim..sizlere de izlemenizi tavsiye ederim..Başrollerde Penelope Cruz ve Ben Kingsley var. Yani kadro super..aralarındaki kimya bence çok iyi (ki bu çok önemli bir şey..zira aşk yaşamaları öngörülen oyuncular arasındaki uyumsuzluk filmi berbat edebiliyor )....hikayemiz universitede ders veren bir profesor ile genç ve güzel öğrencisi arasındaki aşk..bağlanma korkusu..yaşlanma korkusu...

Daha önce de Human Stain(İnsan Lekesi) sinemaya aktarılmıştı..belki onu izlemişsinizdir..izlemediyseniz onu da mutlaka izlemenizi tavsiye ederim..yok ben bu filmleri izlemem ama kitaplarını okurum derseniz o da olur...hatta daha da güzel olur..
The Dying Animal - "Ölen Hayvan" adıyla Türkçeye çevrilmiş...
İyi seyirler...


Sunday, September 21, 2008

birşeyler yazmak istiyorum ama ne yazsam bilemiyorum..rahşancım sana demiştim okullar açılsın bak nasıl sesim kesilecek diye..nitekim oyle oldu..bir koşuşturmacanın içinde buluverdim kendimi...gezmeler tozmalar kültür gezileri şunlar bunlar sona erdi..hatta kitaplarımı bile doğru dürüst okuyamıyorum..erken kalkmaya alışamadı daha bünyem..eve gelirgelmez pestil gibi yatıyorum.....bayram tatilinde dinlenicez neyseki biraz (aman çok yorulduk da sanki) dinlenmek yerine uyumak kelimesini kullanmak daha doğru olacak aslında :)
hava ne kadar soğudu biranda..inanılır gibi değil...daha 3 gün once nefes alınmıyodu...bugun kazaksız ceketsiz sokağa çıkılmıyor...olsun olsun özlemişiz serin, yağmurlu karanlık havaları...ama boyle havaların da cok fena bir tarafı var..zaten çıkması zor olan sıcacık yumusacık yatağınızdan hiiiç mi hiç çıkasınız gelmiyor..dunyanın en guzel en sıcak en yumusak yatağı sizin yatağınız sanki o anda..oyle dimi??
dun akşam daha once de izleyip çok beyendiğim bir filmi izledim yeniden.."eternal sunshine of the spotless mind" (sil baştan)...artık hatırlamak istemediğiniz anılarınızı zihninizden sildirmek ister miydiniz? boyle birşey mümkün olsaydı gerçekten bunu yapar mıydınız? ben heralde istemezdim...işte filmdeki kahramanlarımız böyle bir maceranın içine atıyorlar kendilerini...görmediyseniz mutlaka görmenizi tavsiye ederim..
ne yazsam bilmiyorum dedim ama bisürü bişeyler buldum galiba anlatacak...bu arada televizyonum da açık ve salı akşamı saat 21:00 de tv8'de "lost in translation"(bir konuşabilse) nın olduğunu öğreniyorum...o da çok iyi bir filmdi..tekrar izlenebilir..sizin de aklınızda bulunsun;)

Wednesday, August 20, 2008

Ağır ağır çıktık bu merdivenlerden...

İstanbul'un Boğaz'dan tepeye doğru uzanan eski sokaklarını keşfetmek amaç..

Yeniköy burası..İstanbul'un en güzel semtlerinden biri..

Bu alçak merdivenli, arnavut kaldırımlı sokak da Kürkçü Faik Sokak...










Küçücük, daracık, şirin mi şirin, arnavut kaldırımları hala bozulmamış, asfaltlanmamış tarihi bir eski İstanbul sokağı...malum artık böyle yerlere rastlamak pek kolay değil..



Şair Kavafis de yürürmüş bu sokakta..

Kim bilir belkide burada yürürken düşünüp yazdı bu dizeleri..








KENT
"Başka diyarlara, başka denizlere giderim, dedin.
Bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa.
Sanki bir hükümle yazgılanmış bir çabam;
ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş oraya.
Daha ne kadar çürüyüp yıkılacak böyle aklım?
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada
gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca
yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın."

Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler.
Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. Dolaşacaksın
aynı sokaklarda. Ve aynı mahallede yaşlanacaksın
ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların.
Hep aynı kente varacaksın. Bir başka kent bekleme sakın,
ne bir gemi var, ne de bir yol sana.
Nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte,
yıktın onu, işte yok ettin onu tüm yeryüzünde.

Constantino KAVAFİS

Sokaktan tepeye doğru çıktığımızda eskisi yenisi birbirine karışmış evler ve eski bir Rum okulu karşıladı bizi..








...ve tabii evlerin arasından bize göz kırpan eşsiz Boğaz manzarası..

Dünyanın neresine giderseniz gidin daha güzelini bulamayacağınız..gece gündüz seyretmeye doyamadığınız İstanbul Boğazı...
Artık geri dönüyoruz..acıktık susadık..birşeyler yiyip içmemiz lazım.. bunun için biçilmiş kaftan Kürkçü Faik sokağın başındaki Tarihi Yeniköy Kahvehanesi...

Çayımızı söylüyoruz..yanına da birer tost..buğulu üzüm salkımlarının altında oturup bir güzel soluklanıyoruz mis gibi esen rüzgar eşliğinde...limonata limonata!! (anneannem bu tabiri kullanır insanı ferahlatan hafif rüzgarlı havalar için :))



Yarım asırdır el değmemiş bir sokakta yürüdük bugün..

"İstanbul'da Ölmeden Önce Yapmanız Gerek 101 Şey"den birini daha gerçekleştirmenin gururuyla dönüyoruz evimize...




Sunday, August 10, 2008

Daha önce de biraz bahsetmiştim...Okuldaki arkadaşlarla bir kitap kulübü kurduk bu sene... her seferinde arkadaşlardan birinin önerdiği bir kitabı belirlenen bir süre içerisinde okuduk, arkasından da bir yerde buluşup enine boyuna tartıştık...okuduklarımızın bazılarını çok sevdik bazılarını hiç sevmedik...ama hepsini okuduk bitirdik :))


Aslına bakarsanız bu kitap kulübü bana biraz üniversitedeki roman incelemesi derslerini hatırlatıyor..o zaman da hocanın okumamızı söylediği kitabı okur, dersler boyu üzerinde konuşurduk...aslına bakarsanız daha ziyade hoca anlatır-işte şurda aslında şunu demek istemiştir yazar, burda bu sembolü kullanmıştır vs.- biz de tutabildiğimiz kadar çok not tutmaya çalışırdık :)

Neyse işte özetle bu sene resimde gördüğünüz romanları ve bunlara ek olarak Nermin Bezmen'in "Sır" ve "Aurora'nın İncileri" ni okuduk...(ben "Sır"ı beyenmediğim için onun devamı niteliğindeki "Aurora'nın İncileri"ni okumadım..çok da büyük bir kayıp olduğunu düşünmüyorum..onun yerine Truman Capote'nin "Soğukkanlılıkla"sını okudum..oldukça da başarılı buldum :))

Okudukların içinde favorin hangisiydi derseniz..."Kimya Hatun" ve "Veda" haricinde ve tabii "Sır" haricinde hepsi diyebilirim...Marquez'in "Yüzyıllık Yalnızlık"ı tam bir baş yapıt...daha önce okumamış olduğuma inanamıyorum...yine aynı şekilde Ayn Rand'ın "Yaşamak İstiyorum"u bir solukta okuduğum ve beni çok etkileyen bir roman oldu...Elif Şafak'ın "Siyah Süt"ü hakkında zaten çok şey yazılıp çizildi...kitabı çok sevenler ve nefret edenler diye millet ikiye ayrıldı..ben şahsen çok sevenlerdenim...ben doğum moğum yapmadım..zaten bu kitap da sadece doğum öncesi ve sonrası depresyonla ilgili değil...Coelho'nun "Portobello Cadısı" da gayet sürükleyici ve hoş bir kitap bence..

Bunlar da bu sabah kargodan taze taze gelenler..okuyan arkadaşım "Kanatsız Kuşlar"ı çok beyenmiş..hepimize birer mesaj atıp mutlaka okuyun demiş..biz deee hemen edindik ve yavaş yavaş sırayla hepsini okuyacağız..


Herkese bol kitaplı günler diliyorum :))