Sunday, September 21, 2008
hava ne kadar soğudu biranda..inanılır gibi değil...daha 3 gün once nefes alınmıyodu...bugun kazaksız ceketsiz sokağa çıkılmıyor...olsun olsun özlemişiz serin, yağmurlu karanlık havaları...ama boyle havaların da cok fena bir tarafı var..zaten çıkması zor olan sıcacık yumusacık yatağınızdan hiiiç mi hiç çıkasınız gelmiyor..dunyanın en guzel en sıcak en yumusak yatağı sizin yatağınız sanki o anda..oyle dimi??
dun akşam daha once de izleyip çok beyendiğim bir filmi izledim yeniden.."eternal sunshine of the spotless mind" (sil baştan)...artık hatırlamak istemediğiniz anılarınızı zihninizden sildirmek ister miydiniz? boyle birşey mümkün olsaydı gerçekten bunu yapar mıydınız? ben heralde istemezdim...işte filmdeki kahramanlarımız böyle bir maceranın içine atıyorlar kendilerini...görmediyseniz mutlaka görmenizi tavsiye ederim..
ne yazsam bilmiyorum dedim ama bisürü bişeyler buldum galiba anlatacak...bu arada televizyonum da açık ve salı akşamı saat 21:00 de tv8'de "lost in translation"(bir konuşabilse) nın olduğunu öğreniyorum...o da çok iyi bir filmdi..tekrar izlenebilir..sizin de aklınızda bulunsun;)
Wednesday, August 20, 2008
"Başka diyarlara, başka denizlere giderim, dedin.
Bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa.
Sanki bir hükümle yazgılanmış bir çabam;
ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş oraya.
Daha ne kadar çürüyüp yıkılacak böyle aklım?
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada
gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca
yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın."
Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. Dolaşacaksın
aynı sokaklarda. Ve aynı mahallede yaşlanacaksın
ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların.
Hep aynı kente varacaksın. Bir başka kent bekleme sakın,
ne bir gemi var, ne de bir yol sana.
Nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte,
yıktın onu, işte yok ettin onu tüm yeryüzünde.
Constantino KAVAFİS
Sunday, August 10, 2008
Aslına bakarsanız bu kitap kulübü bana biraz üniversitedeki roman incelemesi derslerini hatırlatıyor..o zaman da hocanın okumamızı söylediği kitabı okur, dersler boyu üzerinde konuşurduk...aslına bakarsanız daha ziyade hoca anlatır-işte şurda aslında şunu demek istemiştir yazar, burda bu sembolü kullanmıştır vs.- biz de tutabildiğimiz kadar çok not tutmaya çalışırdık :)
Neyse işte özetle bu sene resimde gördüğünüz romanları ve bunlara ek olarak Nermin Bezmen'in "Sır" ve "Aurora'nın İncileri" ni okuduk...(ben "Sır"ı beyenmediğim için onun devamı niteliğindeki "Aurora'nın İncileri"ni okumadım..çok da büyük bir kayıp olduğunu düşünmüyorum..onun yerine Truman Capote'nin "Soğukkanlılıkla"sını okudum..oldukça da başarılı buldum :))
Okudukların içinde favorin hangisiydi derseniz..."Kimya Hatun" ve "Veda" haricinde ve tabii "Sır" haricinde hepsi diyebilirim...Marquez'in "Yüzyıllık Yalnızlık"ı tam bir baş yapıt...daha önce okumamış olduğuma inanamıyorum...yine aynı şekilde Ayn Rand'ın "Yaşamak İstiyorum"u bir solukta okuduğum ve beni çok etkileyen bir roman oldu...Elif Şafak'ın "Siyah Süt"ü hakkında zaten çok şey yazılıp çizildi...kitabı çok sevenler ve nefret edenler diye millet ikiye ayrıldı..ben şahsen çok sevenlerdenim...ben doğum moğum yapmadım..zaten bu kitap da sadece doğum öncesi ve sonrası depresyonla ilgili değil...Coelho'nun "Portobello Cadısı" da gayet sürükleyici ve hoş bir kitap bence..
Herkese bol kitaplı günler diliyorum :))
Tuesday, August 05, 2008
Friday, June 06, 2008
Monday, November 12, 2007
zaten teknolojik olan herşeyin yararı kadar zararı yok mu?? işte bence facebook da boyle bişey..aynı anda hem yararlı hem de zararlı!!
sizi bilmem ama eski arkadaşlara ulaşma fikri beni çok heyecanlandırıyor..düşünsenize ilkokuldan beri görmediğiniz arkadaşlarınız hop diye facebookta karşınızda beliriveriyor...küçücük hallerini bildiğiniz insanlar büyümüş kocaman insanlar olmuşlar..tabii buna kendiniz de dahilsiniz :)))
neyse işte facebook sayesinde ben de ilkokul arkadaşlarıma tekrar kavuşmanın mutluluğu ve heyecanını taşıyorum...facebookta başalayan yazışmalar geçtiğimiz haftasonu yerini gerçek buluşmaya bıraktı...en eski arkadaşlarıma yeniden kavuştum..hepsini yeniden kucakladım :)) o kadar güzel ve heyecan vericiydi ki...herkeste aynı heyecan ve mutluluk vardı :)) bidahaki buluşmaya öğretmenimizi de getirirsek tam super olacak :))))))
Monday, October 29, 2007
Wednesday, October 17, 2007
Şansımıza hava çok güzeldi...Günlük güneşlik, missss gibi..Gezdik dolaştık,denize girdik,güneşlendik, bol bol fotograf çektik...
Gökova ve Dalyan'da denize girdik....Dönüş yolunda "ormancı" türküsünün yakıldığı Belen Kahvesin'de çay molası verdik..sonrada Selçuk yakınlarındaki Şirince köyüne uğradık. Adı gibi acayip şirin bir köy..Şarapçılık yapılyor..meyva şarapları var... pek güzel!! Fotograf çekmek için bir cennet adeta..istemediğiniz kadar çok şey var fotografalyabileceğiniz..
Neyse özetle çok güzel bir 3 gün geçirip evimize döndük..işte size küçük gezimizden birkaç ayrıntı...
İşte böyleeeeee...geri kalanını da merak ediyorsanız..click here :))
Tuesday, October 09, 2007
Malum hem ramazan hem okullar acıldı, dolayısıyla uzun zamandır coook sessiz sakin gunler gecirmekteyim..bir de facebook cılgınlığı hasıl oldu iyice uvey evlat muamelesi yaptık blogumuza!
Şu facebook gercekten cok cılgın bir olaymıs!! 40 yıldır gormedigim,haber alamadıgım herkes orada nerdeyse...tabii mesajlasmalar,profil incelemeler,cicek yollamalar,pokelamalar vs...hala facebook kaydınızı yapmadıysanız bekleriz biz ordayız :))
Bu arada ramazanın da sonuna geldik..iki gun sonra bayram..bayramda buralarda olmayacagım..artık insallah donuste yeni havadisler ve fotolarla gorusuruz..
Şimdiden İYİ BAYRAMLAR....
Sunday, September 23, 2007
Saturday, September 15, 2007
Sand Art - Ilana Yahav - Let's Get Together
cok ilginc bisey bu arkadaslar..daha once goreniniz bileniniz varmiydi bilmiyorum..ben ilk defa gordum ve acayip etkilendim..ben kagit kalemle bir cop adami zor cizerken millet kumdan neler yapiyor :))
Friday, September 14, 2007

Tuesday, September 04, 2007

Bunlar bahçemizdeki ürünlerden birksç küçük örnek..
Burası da Atatürk Kayalıkları...tepedeki Atatürk profilini görebiliyrsunuz dimi?
Sunday, August 26, 2007
Neyse canim sinemaya gitmiyosak bu hiç film seyretmiyoruz anlamına gelmiyor..Evde vakit nasıl gecer...ya kitap okuyarak ya birşeyler seyrederek ya da internette oyalanarak. Televizyonda seyredecek hiçbirşey olmadığını da hesaba katarsak geriye tek bir alternatif kalıyor o da birkaç guzel film edinip evde izlemek.
Bu aralar bende bir Woody Allen merakı hasıl oldu. Bundan birkaç ay once birkaç tane Woody Allen filmi almıştım ama bir turlu izleme fırsatı bulamamıstım. İşte gecenlerde evde bos bos otururken fırsat bu fırsat deyip izlemeye basladım.
Once vizyona girdiginde sinemada da izlemiş oldugum Match Point'i yeniden izlemekle basladim. Bu filmin cok basarılı bir açılış sekansı var. Şans faktörünün insan hayatında ne kadar onemli bir yeri oldugu ancak bu kadar guzel anlatıla ve gosterilebilinir. Bu filmde Allen sadece yonetmen olarak karşımızda.Daha sonra da sırasıyla 1977 yapımı "Annie Hall", 1979 yapımı "Manhattan"ve son olarak da 1993 yapımı "Manhattan Murder Mystery"i izledim. Bu filmleri izledikçe daha onceleri cok antipatik buldugum bu adamı daha cok sevdim.Inanılmaz keyifli filmler. Ozellikle "Manhattan Murder Mystery'i tavsiye ederim, yer yer gülmekten kırıldıgım cok keyifli bir film. Bahsettigim bu üç filmin bir ortak özelliği daha var. Üçünde de Woody Allen'a aynı oyuncu eşlik ediyor. O gün bu gün tarzından hiç ödün vermeyen hatta bence yüksek bel pantolonları ve etekleriyle,gözlükleri ve saçıyla bir tarz abidesi olan Diane Keaton.


Tüm bu filmlerle ilgili mutlaka üzerinde durulması gereken birşey daha var bence, o da müzikleri!! Mukemmel tek kelimeyle mukemmel!!!
Diyeceğim odur ki eğer bu filmleri daha once izlemediyseniz izlemenizi tavsiye ederim. Ben de en kısa zamanda gidip diğer WA filmlerini edinip arşivlemeye devam edicem..onerileriniz varsa bekliyorum..
Bu arada cok daha once izlediğim iki filmi var Woody abinin, "Melinda&Melinda" ve "Everyone Says I Love You" onlar da cok guzel ve keyifli filmler!! İzlerseniz iyi seyirler :)Friday, August 17, 2007
Saturday, August 04, 2007
Bakın bu ilk biletimiz...heralde biletix yokmuş daha o zamanalar :)
Biletlere bakarken bişey dikkatimi çekti..dikkatli bakarsanız sizde gorebilirsiniz belki..cok da komiğime gitti..yani bu kadar tutarlılık da olmaz ki canım :) her iki sene de bir tamı tamına aynı tarihlerde gitmişiz biz bu konserlere:26 Mayıs 2000-2001 / 23 Temmuz 2002-2003 / 03 Ağustos 2006-2007 ilginç!!
Neyse özetle diyeceğim "yine candan erçetin'deydik ve yine muhteşemdi"..canlı performansı bu kadar iyi olan daha kaç kişi var bilmiyorum ama ben bundan sonra da konser haklarımı C.E'den yana kullanabilirim...eğer sizde daha once gitmediyseniz size de şiddetle tavsiye ederim!!
Friday, July 27, 2007
Ooohh!! Karnımızı ve gözümüzü doyurduktan sonra başlıyoruz düşünmeye.."şimdi naapsak?nereye gitsek acaba?"diye vee Pier Loti'ye çay içmeye gitmeye karar veriyoruz.
Pierre Loti İstanbul'a aşık Fransız bir denizci ve yazar. Ama tek aşkı İstanbul değil. Bir de "Aziyade" var!!!Karnımız tok olduğu için Pier Loti'de simit yiyemiyoruz sadece çay içiyoruz.Ama kahvehanenin içinden geçerken gördüğümüz "simitçi" tablosu çok hoşumuza gidiyor ve hemen resmini çekiyoruz :)
Son olarak tepeden aldığımız bir resimle İstanbul'a (Haliç'e) el sallayıp evimizin yolunu tutuyoruuz...